Çarşamba , 18 Temmuz 2018

Zihinsel Yorgunluk Sürmenaj

Zihinsel Yorgunluk Sürmenaj

Zihinsel Yorgunluk ve Sürmenaj Nedir?

Üniversiteyi yeni bitirmiş birini ele alalım. İdealist, enerjik ve ihtiraslı biri. Onu belli ideallere şartlandıralım. Adil bir toplum, temiz bir çevre, tatminkâr iş imkânı, dinlenmeyle ilgili etkinlikler için bol bol zaman. Ona kendisinin vazgeçilmez ve yeri doldurulamaz biri olduğu izlenimini verelim. Ama onu yaptığı başarılı işlerden dolayı ödüllendirmeyelim, yüreklendirmeyelim ve bu birkaç yıl boyunca devam etsin. Bir sürmenaj ile karşılaşmaya hazır olun.

1970 yılında Tofler toplumun rahat ve az çalışan, buna karşın çok dinlenen bir toplum olmaya gittiğini savunuyordu. Ama bu yıllarda sosyoekonomik şartlar büyük çapta değişti. 1973 de Amerika’da dinlenme saatleri yüzde 37’lik bir azalma gösterdi ve haftalık ortalama çalışma saatleri 41 den 47 ye yükseldi. 1976 – 1985 yılları arasında Kanada’da haftada 50 saatin üzerinde çalışan nüfus yüzde 30,8 arttı. Tehlike çanları öncelikle sağlık personeli için çaldı ve zihinsel tükenmişlik önce doktorlar, hemşireler ve bazı eğitimciler gibi diğer insanlara destek ve bakım veren kişilerde göründü. Sonra polisler, avukatlar, öğretmenler, işadamları gibi gerilimli işlerde çalışanlarda bu gruba katıldı. Bugün zihinsel yorgunluğun Amerika’daki yıllık bedeli 75 milyar dolar olarak hesaplanmakta.

Öğretmenlerin yüzde 6,5’i sürmenajdan şikâyetçi. Yüzde 16,9’da değişik zamanlarda ve sürelerde bu durumdan şikâyetçi olmuşlar. Polis memurlarında bu şikâyet 36 – 38 yaşları arasında ortaya çıkıyor.

Peki sürmenaj nedir?
Sürmenaj, mesleki strese mukavemetin sona ermesidir ve bir işin yükü bu işi yapmaktan elde edilen zevki aştığında ve bu durum uzun süre devam ettiğinde ortaya çıkar. Ama bundan stresin her şeklinin zararlı olduğu sonucu çıkartılmamalıdır. Mantıklı sınırlar içinde tutulan stres aslında kişinin zihinsel ve fiziksel yeteneklerini arttıran itici bir güç olabilir.

Strese gösterilecek üç sağlıklı tepki sırasıyla şunlardır:
İlk aşamada kişi enerjisini bir işe seferber eder. Bu işi yapmak için gücünü toplar ve yeteneklerini harekete geçirir. İkinci olarak stres hormonlarımızı harekete geçirip salgılarını arttırarak “koş” ya da “kaç” gibi yaşamımızı ayakta tutan mekanizmayı harekete geçirir. Son olarak hayati fonksiyonlar yavaşlayarak normale döner ve vücut dinlenmeye geçer. İşte zihinsel yorgunluk ya da tükenmişlik mekanizması bu anda ortaya çıkabilir. Nedenleri kişiden bağımsız dış etkenlerden ya da kişinin kedinden kaynaklanabilir.

Birazda içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara bir bakalım. Devlet harcama ve yatırımlarıyla, özel sektörde meydana gelen durgunluk birçok sorunun doğmasına neden olmuştur. Birçok insan işsiz kalmıştır ya da işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Verimlilik ve etkinlik giderek azalmakta, rekabet daha yıkıcı hale gelmekte ve işyerleri kapanmaktadır. Mali kaynakların yetersizliği her düzeyde ve sektörde büyük bir baskı meydana getirirken, idari otorite etkinliğini kaybetmektedir. Fiziki çevre giderek bozulmakta, ücretler yetersiz kalmakta ve alış gücü her geçen gün erimekte. Bunlar kişinin dışında oluşan etkenlerdir.

Kişiye bağlı etkene bir örnek vermek gerekirse, bir işin yapılması için gerekli zamanı devamlı olarak yanlış hesaplayan kişi daima işin gerisinde kalacak, bu gecikme ve işlere yetişememe onda bir stres meydana getirecektir. Bir başka faktör yaştır. İnsanların değişimlere ayak uydurabilme yeteneği yaşın artmasıyla azalır. İşle ilgili streslerde kişinin yaşamındaki büyük acılar, bir sevdiğinin ölümü veya hastalığı, bir kaza ve bunun gibi iş dışı etkenlerde rol oynayabilir.

Acaba sizde böyle bir yorgunluğun eşiğinde misiniz?
Bunu anlamak için aşağıdaki testi yapabilirsiniz. Son bir iki aylık davranışlarınızı dikkate alarak şu sorulara evet ya da hayır diye cevap verin.

1- Çabuk mu yoruluyorsunuz? Kendinizi sık sık tükenmiş ve enerjiden yoksun mu hissediyorsunuz?
2- Son günlerde size “Hiç de iyi görünmüyorsun” diyenler oldu mu? Ve bu sizi sinirlendirdi mi?
3- Aynı işleri yapmak için göreceli olarak daha mı fazla çalışıyorsunuz?
4- Son günlerde kendinizi alaycı, düş kırıklığı duyan, etraftan korkmuş mu hissediyorsunuz?
5- İzah edemediğiniz melankolik bir havaya girdiğiniz oluyor mu?
6- Randevularınızı unuttuğunuz, işleri zamanında yapamadığınız, kişisel eşyalarınızı kaybettiğiniz oluyor mu?
7- İş arkadaşlarınıza karşı sabırsız, haşin ve asabi mi davranıyorsunuz?
8- Arkadaşlarınızı ve aile yakınlarınızı daha mı az görüyorsunuz?
9- Kendinizi alışılmış telefon konuşmaları, bir şeyler okumak ya da bazı yazışmaları yapmaya vakit bulamayacak kadar meşgul mü hissediyorsunuz?
10- Devamlı soğuk algınlığı, baş ağrısı gibi basit rahatsızlıklardan sık sık şikâyet ediyor musunuz?

11- Mesainiz bitince kendinizi boşlukta hissettiğiniz oluyor mu?
12- Hayatın güzelliklerinden aldığınız zevk azaldı mı?
13- Şakaya dayanamama ve aşırı tepki gösterme gibi bir durumunuz var mı?
14- Cinsel ilişki bir zevkten çok bir angarya halini mi aldı?
15- Başkalarına anlatacak bir şeyiniz yok gibi mi hissediyorsunuz?

Eğer 3 veya daha az soruya “EVET” diye cevap verdiyseniz endişe edecek hiçbir şeyiniz yok demektir.

Eğer 4 ila 6 arasında soruya “EVET” diye cevap verdiyseniz zihinsel tükenmişliğe potansiyel bir adaysınız.

Eğer 6 sorudan fazlasına “EVET” diye cevap verdiyseniz, durumunuz oldukça kritik demektir. Fiziksel ve ruhsal sağlığınız tehlikede olduğuna göre bir uzman yardımı almanızda fayda var.

Sürmenajın 3 devresi vardır.
Başlangıçta kişi oldukça istekli ve yapacağı iş konusunda inançlıdır ve bu duygular ona özgüven verir. Bunu cesaretinin kırıldığı bir durgunluk dönemi izler, kişi endişeli ve sinirlidir. Üçüncü devrede kişiye tam bir ümitsizlik ve suçluluk duygusu hâkimdir ve sinirli bir yalnızlık dönemidir bu. Bu devrede kişi intihara bile sürüklenebilecek bir duygu karmaşası içine girer.

Böyle bir ruh halini alt etmek mümkün ve gereklidir. Organizasyon ile ilgili etkileri ortadan kaldırmak çalışanlarına güven ve motivasyon vermek işveren yada yöneticilerin görevlerindendir. Her işyerinde bir bölüm ya da bir kişi çalışanlarıyla bu konuda ilgilenmelidir. Çalışanları bu durum ve önlemler konusunda zamanında aydınlatmak ve böyle bir ruhsal ortama girmelerini önleyici tedbirler almak gerekir. Kişisel nedenlerin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmada kişinin şahsi gayreti önem taşır.

Zihinsel tükenmişliğe yenik düşmemek için şu öneriler yardımcı olur:
– Yeni arkadaşlar edinin.
– Çalışma ortamının dışında bazı grup etkinliklerine katılın.
– Sık değişiklik yapmak uğruna değişiklik yapmayın.
– Zaman zaman yalnız kalın ve en sevdiğiniz meşgalelere zaman ayırın.
– Dinlenmeye vakit ayırmayı ihmal etmeyin ve tatil dönemlerinizi iyi değerlendirin.

Rahatlatıcı egzersizlerin faydalarını küçümsemeyin. Çok sıkıldığınız anlarda, güzel bir abdest alıp su ve toprak ile kendinizi deşarj edin. Bir kaplıca yada deniz kenarında bir tatile ne dersiniz? Deniz suyunda insan vücudunun ihtiyacı olan birçok mineral vardır. Metabolizma ve kaslarımızın yanında kalbimiz ve salgı bezlerimiz açısından da deniz sporlarının önemi büyüktür. Çamur ve yosun gibi deniz kökenli maddelerde yoğun mineral, tuz ve birçok organik element bulunur ki bunlarda dolaylı olarak zihinsel ve bedensel dinlenmeyi sağlar.

Sürmenajdan, zihinsel yıkımdan şikayetçi olanlar genellikle zaman yönetimlerinde becerili olamayıp, gerçekçi olmayan hedefler tayin ederek, gerçekçi olmayan bu hedeflere ulaşmaya çabalarlar, tüm enerjilerini işlerine verirler ve onlar için başarının tek tarifi işlerinde ki başarıdır.

Zihinsel yorgunlukla mücadelenin en etkin yolu, sağlıklı yaşam alışkanlıkları, özgüveni güçlendirme ve rahat olup bazı gelişmeleri olduğu gibi kabullenmedir.

Alıntı: Çörek Otu

Hakkında Ömer Arslan

Türkçe Öğretmeni ve ayrıca kişisel gelişim aşığı. Amatör olarak fotoğraf çekmekten hoşlanır. - www.omerarslan.net

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top
Ö. Arslan