Yapay Değil Doğal Beden Dili

Yapay Değil Doğal Beden Dili

Konunun uzmanları, beden dilinin iletişimdeki rolünün, birçok zaman konuşmanın içeriğinin bile önüne geçtiğini iddia ediyorlar. Bir şeyi nasıl söylediğimizin, ne söylediğimizden daha önemli olabildiği konusunda anlaşmış durumdalar. Örneğin, Kevin Hogan, kişiler arası iletişimin %40 ila %70’inin beden dili olduğunu belirtiyor. Benzer olarak, Jay C. Levinson ve Al Lautenslager, telefon ile satış esnasında beden dilini okumamız mümkün olmadığı için, yüz yüze satış yapmaya çalışılması gerektiğini savunuyorlar.

Problem, beden dili gibi kişiden kişiye ve kültürden kültüre değişen, son derece sübjektif bir iletişim ortamını net kurallara bağlamaya çalıştığımız zaman ortaya çıkıyor. İnsanların sadece çekindiklerinde değil ama üşüdükleri için de kollarını kavuşturdukları, sadece yalan söylerken değil ama alerjik oldukları için de burunlarına dokundukları da bir gerçek. Beden dili okumaya çalışan gerçek uzmanlar bu hatalara daha nadiren düşüyorlar; fakat beden dili ile bir mesaj göndermek istedikleri zaman bazen durumlar tersine dönüyor.

Beden dili eğitimleri almış çok ünlü politikacıların ve konuşmacıların bile abartılı ve doğallıktan uzak bir beden dili kullandığına şahit olabiliyoruz. Kendilerine, monoton olmamaları için belli noktalarda vurgu yapmaları öğretildiğinde, konuşma daha rahatsız edici bir hal alıyor. Belli bir mesajı her vermeye çalıştıklarında belli bir ses tonunu kullanmaları, her seferinde aynı veya benzer jestleri aynı şekilde tekrarlamaları göze batıyor. Geride yapay bir lezzet bırakıyor.

Beden Dilinin Akışkan ve Değişken Doğası
Başarılı beden dili, farklı anlamlara gelen 10-15 tane hareket ve jesti ezberleyip tekrar tekrar kullanmak anlamına gelmez. Duygular anlık olarak değiştiğine göre, beden dili de her an akışkan ve değişken olmak zorundadır. Beden dilimizi sadece kitaplarda öğretilen jestlerle sınırlamamalıyız. Bu jestler bir başlangıç noktası olabilir; fakat tam olarak kitaptaki jestleri kullanmak, kişiyi robot gibi gösterir. İnsanların doğal davranışlarını izlediğimizde, aynı jesti yapış biçimlerinin bile farklı olduğunu, jestlerin çoğunun birden fazla duyguyu içerdiğini görürüz. Doğallığı katan; bu küçük farklar, tam, mükemmel ve katı bir harekete katılmış minik kusurlardır.

Bu noktada konuşmalarımız için nasıl hazırlandığımızı hatırlayalım. Bazı insanlar, konuşmayı sadece genel hatlarıyla öğrenirler ve doğaçlama olarak yaparlar. Bu yöntem, özellikle kişi heyecanlanırsa, konuşmayı çok kolay berbat edebilir ama eğer her şey iyi giderse, konuşma çok doğal olur. Öte yandan, bazı insanlar konuşmayı ezberlemeyi seçerler. Ezberlenen bir konuşma, özellikle kişinin yanında not kâğıtları da varsa, heyecanlansa bile söyleyeceğini söylemesi konusunda iyidir, fakat konuşmanın monoton bir hale gelmemesi için çaba göstermek gerekir. Bir konuşma için beden dili hazırlığı yapmak, konuşmanın içeriğini hazırlamaya çok benzer. O halde çözüm (beden dili duygularımızın bir aynası olduğuna göre), beden dilimizden çok duygularımıza odaklanmaktır. Gerek otohipnoz ve telkin ile, gerek hayatta hep doğru olanı yapmaya çalışarak (ve dolayısıyla özsaygımızı artırarak), gerek sağlığımıza dikkat ederek beden dilimizin büyük oranda kendiliğinden düzelmesini sağlayabiliriz. Eğer bunu başarırsak, geriye düzeltilecek çok az şey kalır ve bilinçli olarak eklediğimiz birkaç jest de garip görünmez. Böylece hazırlanma fırsatımız olmayan bir konuşmada veya bir sohbet esnasında da beden dili uygulamalarından faydalanabiliriz.

Alternatif olarak, artık doğal olmadığı belli olmayana kadar, uzun uzun çalışarak da benzer bir etki yaratabiliriz. Çalışılmış ve ezberlenmiş bir beden dili (tıpkı ezberlenmiş bir konuşma gibi), her zaman monotonlaşma ya da abartılı bir hale gelme tehlikesi altındadır. Dolayısıyla, hareketlerimizi videoya kaydetmeli, en ufak bir göz ve en ufak bir salınma hareketimize kadar uzun uzun incelemeli, başka bir ya da birkaç konuşmacının hareketlerini detaylıca inceleyip uzun uzun karşılaştırmalı, bu hareketlerin neden ve sonuçları üzerine kafa yormalıyız. Söyleyeceklerimizi de iyice özümsemeli, beden dilinizi konuşmamızla uyumlu hale getirmeli, jest ve mimiklerimizde geçişlerimizi yumuşak ve doğal bir şekle sokmaya çalışmalıyız. Bunun için kısa bir tiyatro eğitimi almak çok yararlı olabilir.

İsmail Aybars TUNÇDOĞAN

Hakkında Ömer Arslan

Türkçe Öğretmeni ve ayrıca kişisel gelişim aşığı. Amatör olarak fotoğraf çekmekten hoşlanır. - www.omerarslan.net

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top
Ö. Arslan