Pazartesi , 18 Haziran 2018

Sinirlilik Anlarında Sakin Olmak

Sinirlilik Anlarında Sakin Olmak

Özellikle evde küçük bir çocuk varsa kimse devamlı sakin, rahat ve soğukkanlı olamaz. Fakat ebeveynin sık sık asabi tavırlar sergilemesi hem kendisi hem de çocuk için zararlı olacağı için bu sinir anlarını en aza indirmek için neler yapabiliriz? Onlara bir bakalım tabii hepsini birden yapmamıza imkân yok, size uygun yöntem mutlaka vardır. İnşallah bu yazdıklarımda bunlardan birisi vardır da biraz daha rahatlamanıza yardımcı olurum.

Biliyorum hepimiz çocuklarımı anlatılması mümkün olmayacak kadar çok seviyoruz onlar için canlarımızı seve seve verebiliriz bir atasözümüz vardı ana gibi yar olmaz diye insan bunu büyüdükçe daha fazla anlıyor hele anne olduğu zaman annesine yaptıkları için üzülüyor ama her yaşın bir özelliği vardır. Bebişlerimiz bizi sinirlendirdiklerinin farkındalar tabii ki ama bunu yapmamak için nedenleri olmasa gerek diye düşünüyorum evet sevgili annelerim işte başlıyoruz Allah sabırlar versin diyerek başlamak daha mı iyi olacak. (Şaka şaka!)

Tehlikeli günlerde stresten uzaklaşın: Bebişlerin sızlandığı, huysuzlandığı zamanlarda, işinizde sorunlar yaşadığınızda, eşinizle, annenizle tartıştığınızda, adet dönemlerinde vs durumlarda kısaca sinirden çıldırma noktasına geldiğiniz zamanlarda sinirinizi arttıracak aktivitelerden uzak kalmaya çalışın (Mesela, çocuğunuzla alışverişe gitmeyin.) Bunun yerine sizi sakinleştirecek rahatlatacak programlar hazırlayın kendinize alın, parka gidin temiz hava alın. Herkesin zevklerini göz önüne alırsak örnekleri çoğaltmak mümkün. Kısaca rahatlayacağınız şeylerle uğraşın demek gerek.

Meselelerinizi dikkatle seçin: Çocuğunuzu her zaman azarlamak yerine sadece önemli konularda tavır koyun. Böylece siz, hem en küçük şeylerde sinirlenmez hem de bücürünüz inat uğruna hiç yapmadığı şeyleri yaparak sizin sinirlerinizi alt üst etmeye kalkmaz.

Bir ara verin: Sinirden kudurduğunuzu hissettiğiniz zamanlarda birkaç dakika konudan uzaklaşın hatta yaptığınız işten bile… (Bırakın yemek yansın.) Ona kadar sayın, hızınızı alamazsanız 100 de olabilir tabii. Birkaç derin nefes alın sanki doğuma girer gibi. Zevkli bir şeyler düşünün; tatil deniz güneş… Tabii bu arada kendinize gelene kadar çocuğunuzu da yalnız bırakmayın gözünüzün bir ucuyla izleyebilirsiniz, müdahale etmeyin bırakın dağıtsın.

Sözcüklerinize dikkat edin: Sinirlenmenizde yanlış bir şey yoktur, çünkü öfke de doğal bir duygudur. Fakat birine fiziksel veya duygusal olarak zarar vermeden bu siniri ifade etme yetisi doğuştan sahip olduğumuz bir özellik değildir. Çocuğunuzun yaptığı sizi sinirlendiren hareket karşısında otomatik olarak sinirlenip saldırmak yerine hislerinizi mantıklı şekilde, kırıcı olmadan ifade etme konusunda kendinizi yetiştirmelisiniz. Mesela “O kadar kötüsün ki beni hiç dinlemiyorsun?” demek yerine “Beni dinlemediğin zaman o kadar sinirleniyorum ki bağırmak istiyorum?” diyebilirsiniz.

Sinirinizi dışa vurun: Kendinizi çok sinirli hissettiğinizde derhal çocuğunuzun yanından uzaklaşın ve saldırgan duygularınız boşaltmak için incitemeyeceğiniz bir şey bulun (Bir yastığa vurabilirsiniz.) ya da evin içini dolaşın ya da benim gibi mutfağa koşup fırını parlatmayı deneyebilirsiniz. Ayrıca yine çocuğunuzu yalnız bırakmayın ve çok önemli bir not daha ileride çocuğunuzun yapmasını istemediğiniz bir şeyi siz onun gözü önünde yapmayın kapıları çarpmak duvarlara vurmak gibi.

Öfkenizi yazıya dökün: El altında bir defter bulundurun ve kontrolünüzü kaybetmeye başladığınızı hissettiğiniz zamanlar öfkeli duygularınız kâğıda dökün. İçinizden geldiği gibi yazın kelime seçmeyin. Kâğıt ve kalemin tedavi edici gücünü fark edince çok şaşıracaksınız, belki de sizin için bir günlük haline gelir bu alışkanlık. Siniriniz geçip okuyunca da gülersiniz kendi kendinize.

Sinirinizi müzikle çözün: Bunu açıklamaya gerek yok müzik dinleyin özgürce dalgalarla dans edin.

Bakış açınızı kaybetmeyin: Elinizin altında özellikle bebeğinizin tatlı çekilmiş bir fotoğrafını bulundurun çok sinirlendiğinizde buna bakabilir ya da beraberce kahkahalar atarak eğlendiğiniz zamanları düşünün. Mamasını sizinle paylaşmak istemesini sizi öpmesini aklınıza getirin. Eee artık bundan sonra zaten eridiniz demektir, kucak kucağa verirsiniz.

Ağlayacak bir omuz bulun: Eğer çocuğunuza çok sinirlenirseniz ve hiçbir şey size yardımcı olmuyorsa o zaman, iyi bir dinleyici olan bir arkadaşınızı veya akrabanızı arayın ve içinizi dökün. Bunu çocuğunuz uyurken yapın. Biliyorsunuz ki çocuklar radar gibiler her şeyi anlıyorlar ama görünürde ilgilenmiyorlar. Benim 22 aylık çocuğum bile onun hakkında konuştuğumuzu biliyor. Doktorumuz da çocuktan şikâyetçi olacaksanız bunu onun yanında yapmayın demişti.

Sonuç olarak unutmayın ki: Ufak çocukların kısıtlı bir hafızaları vardır. Bir dersi ilk anlatılışında öğrenmelerini beklemeyin, ancak istenmeyen hareketleri defalarca ve art arda tekrarlamalarını bekleyebilirsiniz. Sabırlı olun ve aynı mesajı tekrarlamaktan bıkmayın? Müzik setine dokunma, televizyonu kapatma vs? Bunu haftalar hatta aylar boyunca her gün tekrarlamaya hazır olun. Ta ki sona erinceye ya da çekiciliğini kaybedene kadar.

Tutarlılık önemlidir. Bir gün kanepeye ayakkabı ile çıkmak yasaklanmışsa ve ertesi günü buna izin veriliyorsa sonra tekrar ayakkabı ile çıkma diye bir şey söylememiz onları tam bir kargaşaya sürükleyecek akılları karışacak ve kuralları anlamayacaktır. Tabii ki sizinde sinirleneceğiniz durumlar çoğalacaktır.

Evet, arkadaşlar bu hafta da bu kadar umarım siz güzel annelere bir nefes alma sakinleşme yönünde güzel bilgiler aktarabilmişimdir.

Sevgilerimle,
Sena ÇELENK

Hakkında Ömer Arslan

Türkçe Öğretmeni ve ayrıca kişisel gelişim aşığı. Amatör olarak fotoğraf çekmekten hoşlanır. - www.omerarslan.net

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top
Ö. Arslan