Pazartesi , 20 Kasım 2017

Pozitif Düşünmek Tek Başına Yetmez

Pozitif Düşünmek Tek Başına Yetmez

Son yıllarda hepimizi etkisi altına alan Pozitif Düşünce Akımları’nın nasıl da insanları gittikçe mutsuzlaştırdığını, nasıl da hayatlarını sürekli ertelemeye başladıklarını fark ettiniz mi?

Son yıllarda hepimizi etkisi altına alan Pozitif Düşünce Akımları’nın nasıl da insanları gittikçe mutsuzlaştırdığını, nasıl da hayatlarını sürekli ertelemeye başladıklarını fark ettiniz mi? Belki de her şey sadece tek bir kelime yüzündendir. Pozitif Düşünce yerine Pozitif Davranış deseydik nasıl olurdu acaba? Olanları iyiye yorup olacaklara ümit bağlayarak pozitif düşünüyoruz. Yapabilirim! Diye bağırdığımızda, her şey çok güzel olacak dediğimizde, başaracağım biliyorum dediğimizde sonuçlardan emin oluyoruz. Yapamadığımızda, başaramadığımızda, bir şeyler ters gittiğinde ise iki yol seçiyoruz. Ya olmayana üzülüyoruz. Ya pozitif düşünüp bir dahakine diyoruz. Ümidimizi kaybetmemeye yarınların bize iyi şeyler getireceğine inanıyoruz.

Hayattan, gelecekten, mucizelerden, sevgilimiz, kocamız, karımız , çocuklarımızdan, şansımızdan yarınlardan bekledikçe bekliyoruz. Zaman, dünlerde pişmanlık, yarınlarda ümit oluveriyor. Bekliyoruz. Sabrettiğimizi sanıp bekliyoruz. Pozitif düşünüp bekliyoruz. Erteliyoruz. Bugünleri yarınlara erteleyip duruyor bunun adına da umut diyoruz.

Oysa sabah uyandığımızda sadece POZİTİF DAVRANIŞ” a odaklansaydık. Dün yapamadıysak “ Bugün” yapsaydık. Yarın olmayacak gibi yaşabilseydik. “ Şimdi ”diyebilseydik. “Keşke”lerden, “ama”lardan, “ cek-cak” lardan kurtulabilseydik. Beklemek yerine yapmak olsaydı seçimlerimiz. Zamanın şu an olduğunu, beklenmeyecek kadar kısa, kaybedemeyecek kadar değerli olduğunu anlayabilseydik.

Korkular ve kaygılar geçmiş ve gelecek demektir. Korku geçmişi yeniden yaşamak, kaygı gelecekte yaşayacaklarından korkmaktır. Ya bu gün.. Gerçek olan tek şey.. Eylemin başladığı an “ bugün” dür. Ümit bugünlerini değerlendirebildiğin zaman gerçektir. Kendi yaptıklarındır gelecek. Yapmak istediklerin değil. “Bugün” elindeki en büyük hazinedir. Acıktığında biri gelip seni doyursun diye beklemediğin gibi, mutlu olmak için de geleceği bekleme. Sabrın beklemek değil, her şeye rağmen yapmak olduğunu anla. “Zaman” ın aslında bugünlerden oluştuğunu unutma. Mucizenin aslında kendin olduğunu gör. İşte o zaman geride bıraktıkların umutların, geleceğin de mutluluğun olur. Kendi tarihini hep değerli “bugün”lerle doldurduğunda, ömrünün neden bir gün den ibaret olduğunu anlayacaksın.

Eyleme geçmediğimiz, beklediğimiz her gün, bir “ömür” kaybediyoruz. Katlettiğimiz ömürlerimizi düşünüp yeni şanslar yeni ömürler istiyoruz. Her sabah bize yepyeni bir şans veriliyor. Ama biz hala mezarlığımızı büyütüp, doğacak olanlara göz dikiyoruz. Kendi hayatımızı katlediyor, geçmişle ve gelecekle sınırlıyoruz. Korku ve kaygılarımızla, ümit ve beklentilerimizle “ bugün”ümüzü öldürüyoruz.

Bambu ağacı yetiştiricileri sabır ve sebata örnek verilir hep. Beş yıl boyunca her gün bambu tohumunu sularlar, gübrelerler. Onca zaman en ufak bir filiz bile görmeden. Sonunda zamanı geldiğinde bambu birden bire filizlenir ve metrelerce uzamaya başlar. Bu örnek hep sabırlı ve gelecekten ümitli olmayı anlatmak için verilir. Oysa baktığınızda bambu üreticilerinin sadece günü yaşadıklarını görürsünüz. Dün filiz vermedi diye bu gün sulamaktan vazgeçmezler. Nasılsa beş yıl var bir hafta sulamasam nolur demezler. Beş yıllık bir eylemin sonucudur bambular. Beş yıllık bugünlerin toplamı. Ama mutlu son değildir. Çünkü hedef bambunun 200 metre olması değildir. O bambuları kesip satacaklar. Daha sonra yenilerini büyütecekler. Aslında sadece bir döngü içinde, bugünlerin değerlendirilmesiyle yaşanan doğruluktur. Sadece eylemlerin toplamında oluşan bir devamlılıktır. Kayıpların en azda olduğu, olumlu sonucun en fazla..

Bugünlerinizi topladığınızda elinizde olandır mutluluğunuz. Bir çok evlilik boşanma aşamasından sonra masaya yatırılır. Ya da bir şirket battıktan sonra değerlendirilir. Yapılmamış olanlar, hatalar, eksikler sıralanır. Kolaydır, çünkü geçmiştedirler. Sonra yeni bir evlilik veya ilişkiye başlanır. Yeni bir iş daha kurulur. Geçmiştekiler kötülenip, birileri suçlanıp, gelecekten çok şey bekleyerek, yenileri de katledilmeye başlanır.

Oysa sadece bugün doğru ve güzel olanı “yapma”yı seçebiliriz. Korkmadan, kaygılanmadan, beklemeden… En önemlisi mutlu son beklemeden. Hayat bir devamlılıktır son değil. Hayat sonların ya da başlangıçların toplamıdır. Mutluluk ise bu bütünü nasıl parçalardan oluşturduğumuzdur. Hayatımızı hangi “ bugün”lerden inşa ettiğimizdir. Sonuçlara değil sebeplere bağlanıp eyleme geçmektir mutluluk.

Bir işe girmek değil orda kalıp başarılı olmaktır. Evlenmek değil evliliği yürütmektir. Şu kızı elde etmek değil elde tutmaktır. 25 kilo vermek değil formda kalmaktır. Yani mutlu sonlar değil, sürekliliktir mutluluk. Anlık hazlar değil sürekli hazlardır. Yani bugünlerin toplamıdır. Biriktirdiğimiz her gün hayatımızı ne kadar iyi ya da kötü yaşadığımızı gösterir. Ve her günümüzü mutlu kılmak, sadece o günü yaşamak toplamda mutluluğa ulaşacağımızı bilmektir. Geçmişte sıkışmadan, gelecekte boğulmadan. Sadece bugünümü iyi seçimlerle ve doğru eylemlerle oluşturduğum an bütün hayatımı oluşturduğumu bilmektir mutluluk.

O zaman, “yapma”nın sadece benim gücüm olduğunu bilir, benim dışımdakilerden bekleyip günümü öldüreceğime, sadece en iyisini yapmaya çalışırım. Yaşadığım her mutlu günü kumbarama atarım. Düşünmek yerine yapmayı seçtiğim, eylemlerimle gerçeğe dönüştürdüğüm isteklerimi, ulaştığım hedeflerimi biriktirdiğim bir ”bugün”ler hazinesi. İşte budur benim hayatım. Mutlu son değil mutlu günleri yarattığım bugünlerimin toplamı…

Yazan: Fatoş CÖMERT

Hakkında Ömer Arslan

Türkçe Öğretmeni ve ayrıca kişisel gelişim aşığı. Amatör olarak fotoğraf çekmekten hoşlanır. - www.omerarslan.net

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top
Ö. Arslan