Pazartesi , 20 Kasım 2017

Mutluluğunuzu ‘Feda’ Etmeyin…

Mutluluğunuzu

Hayatınızdaki insana karşı çok fazla sabırlı davrandığınız oldu mu hiç? Hani bazı insanlar vardır, sizi anlamazlar. Onunla aynı yastığı paylaşmanıza, bir ömrü birlikte yaşamanıza rağmen sizi sarıp sarmalamaktan, sevmekten, desteklemekten uzaktır. Sevgi sözcüğü dilinde kalır, onun için yakınlaşmak sadece sevişmekten ibarettir. Sair zamanda ise uzaktır… En mutlu anınızda sizi yakalayıp eleştirmekten, yerin dibine sokmaktan zevk alır. İşte bu insanla birlikteyken “Ben aslında çok güçlü biriyim. Bu insanı hayatımda tolere edebilirim. Taşıyabilirim. Sevgiyi göstermese de yaşayabilirim,” dediniz mi hiç? Haklarınızdan ödün verdiniz mi? Varabileceğiniz maksimum mutluluklardan fedakârlık ettiniz mi? Acınızı, doymamışlığınızı dillendirmeden, kendinizi hüzne kaptırmadan, etrafınıza mutluluk oyunu oynamaya devam ettiniz mi? “Onlar mutlu olsun da, ben nasıl olsa güçlüyüm, kendimi idare ederim…” Kısacası başkalarını, kendinizden öne koydunuz mu? Bunun tersini yapmak istediğinizde SUÇLULUK yakanıza yapıştı mı hiç? Şimdi daha derinlere gidelim… Bu durumu devam ettirdikçe, para akışınız yavaşladı mı? İşleriniz bozuldu mu? Hele hele, iş sıkıntılarınızı yanı başınızda sizinle hayatı paylaşan insana söylemekten kaçındınız mı? Muhakkak sizi anlamamıştır. Neşenizi, enerjinizi hep aşağı çekmeye devam ettiği için sonunda bütün bolluk ve rızkınızı da diplere çekmeye devam edecek ve kendisi bunun farkına bile varmayacaktır.

Bilinçaltındaki Suçluluk Duygusu
Güzel bir kadındı. Başarılıydı. Herkes gibi o da mutlu bir yuvaya sahipti. Evliydi ve iki de çocuğu vardı. Ama gelin görün ki, hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi olmuyor. Kocası onu anlayamıyordu. Kendisi kadar güçlü değildi o. İşleri bozulmuştu. Özgüveni yerlerdeydi ve bütün hırsını karısının başarısından, sosyal konumundan alıyordu. Ona sarılmak, dertlerini paylaşmak mümkün değildi. Kendisine acımaktan, hayata öfkelenmekten, ailesine sevgi vermeye fırsatı kalmıyordu ki… Genç kadın ailenin direği olmak durumunda kalmıştı. Çocukları onun yüzüne bakıyor, kendi anne babası bile ondan yardım bekliyordu. Kocası kâğıt üzerinde ve yatakta, hatta bedensel olarak bile doymaktan feragat etmişti. Bunun ahlaki bir erdem olduğunu düşünürüz, öyle değil mi? Oysa madalyonun bir de öbür yüzü var. Her türlü alanda daha aza razı olmak, idare etmek, kendimizi arka plana atmak, bilinçaltımızda derin bir yaranın ve SUÇLULUK duygusunun belirtisidir. Ve bu duyguyu temizlemezseniz, gün geçtikçe parasal olarak da derinlere gömülürsünüz. Aşağı çekilirsiniz.

Eş Seçmek Bir Oyun Değildir
Kilo alırsınız. Yakışıklı ve olgun bir erkek vardı. Varlıklı sayılabilecek kadar güzel para akışı sağlayabildiği bir işi vardı. Ticaretle uğraşıyordu. Ama öyle bir kadınla birlikteydi ki, onu anlamaktan, bütünleşmekten uzak, sadece maddi olanaklara önem veren, markayı, arkadaşlarına hava atmayı içsel mutluluğun anahtarı zanneden bir kadındı… Gençti. Güzeldi. Ve güzelliği, işvesi, giyimi, havasıyla olgun ve yakışıklı iş adamının başını döndürmüştü. Ne yazık ki bu adamın da zaman içinde işleri bozuldu. Yine benzer bir sebeple… Genç kadın ondan para kopartabilmek, lüzumsuz alışverişlerini kabul ettirebilmek için onu suçlu hissettirmeyi seçmişti. Ne tehlikeli bir oyun bu bir bilseniz… Bilinçaltına bu duygu bir kez yerleşti mi, bir daha çıkaramazsınız ve hayatınız zehir olmaya başlar. Ve sebebini asla anlayamazsınız. Eş seçmek bir oyun değildir. Sadece fiziksel özellikler asla yeterli değildir. Bütünleşemediğiniz, size mutluluk ve hafiflik değil de ağırlık ve suçluluk yükleyen kimseyle birlikte olmayın. Çocuklarınız için bile… Onlara kötü örnek olursunuz. Örnek verdiğim kadın ve erkekle çalıştık ve şimdi işleri düzeldi. Her zaman bilinçaltınızda sıkışmış olumsuz duygularınızı temizlemenin yolunu arayın. Mutluluk ve bolluğun anahtarı burada… Ve lütfen hayatınızdaki insanı doğru seçin.

Yazan: Seda DİKER

Hakkında Ömer Arslan

Türkçe Öğretmeni ve ayrıca kişisel gelişim aşığı. Amatör olarak fotoğraf çekmekten hoşlanır. - www.omerarslan.net

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top
Ö. Arslan