Perşembe , 21 Haziran 2018

Mükemmel Değil Mutlu Anne Olma

Mükemmel Değil Mutlu Anne Olma

Mutlu bir anne olabilmek için…

Anne olmanın tek koşulunun bir çocuk sahibi olmak olduğu düşünülür. Sanki annelik tamamen içgüdüseldir ve kadınların şifresinde zaten yer alıyordur. Bir bebeğin dünyaya gelmesiyle de o zamana kadar bekletildiği düşünülen annelik devreye girecektir.

Kadınlardan bu zorlu ve sorumlu görevi, herhangi bir duygusal hazırlıkları olmadan yerine getirmesi beklenir. Annenin bireyselliği ya da yetiştirilişi nasıl olursa olsun her zaman “annelik içgüdüsünün” öne çıkacağı ve mucizeler yaratacağı varsayılır. Aslında işler hiç de böyle olmaz. Bir kadının yeterli annelik yapabilmesini etkileyen unsurlar vardır.

Bebek dünyaya gelmeden önce annenin bebeğe ait tasarımları vardır. Ancak hiçbir bebek gerçekte bu tasarıma birebir uymaz. Bebekler kendi cinsiyetleri, bedenleri, görünümleri, renkleri ve mizaçları ile dünyaya gelir. Annenin tasarımı ile bebeğin gerçekleri birbirine uymadığında ortaya bir hayal kırıklığı çıkar. Annenin çocuğa ait tasarımlarını, beklenti, dilek ve hayallerini yeniden düzenlemesi, annenin çocuğu ile kuracağı ilişkinin sağlıklı olmasında etkili olacaktır.

Her kadın anne olmayı model aldığı kendi annesinden öğrenir. Annesi ile kurduğu ilişki içinde kendisini nasıl algıladığı, eşiyle olan ilişkisi, bu ilişkiden aldığı doyum, hayata ait projeleri ve beklentileri “anneliği” etkileyecektir.

Sağlıklı bir çocuk yetiştirmenin tek adresinin tek koşulunun sağlıklı bir anne tutumu olduğunu söyleyen abartılı toplumsal beklentiler annelerin işlerini oldukça çok zorlaştırır.

Toplumun annelikten beklentileri, kadının annelikten beklentileri ve yakın çevrenin annelikten beklentileri bir araya geldiğinde, tüm bunları karşılamak için kadınlıklarından fedakârlık eden “mükemmel annelik” uğraşında olan anneler ortaya çıkar.

Oysa hayatın hiç bir alanında olmadığı gibi, annelikte de mükemmellik imkânsızdır.

Anneler bu imkansızı başarmaya çalışırken hangi zorluklara yol açarlar?
-Mükemmel anne olmaya çalışmak mükemmel bir çocuk yetiştirmek iddiasını da beraberinde getirebilir. Daha çok çocuklarının yapamadıklarını ya da yeterince iyi olmadığı alanları düzeltmeye çalışan, sadece eğitmen görevi üstlenen anneler ortaya çıkabilir.

-Çocuklarının yetersizlikleri ve hatalarına toleranslarının daha düşük olmasından dolayı daha kontrolcü, çocuğun bağımsızlaşma ihtiyacı ve çabasını engelleyebilen anneler ortaya çıkabilir.

-Anne olmak kişinin kendi annesiyle ilişkisini yeniden canlandırır. Bazen kişinin yapmaya çalıştığı annelik; kendi annesi ile kurduğu ilişkinin telafisini ya da annesinin anne oluşuyla girdiği bir rekabeti gösterebilir.

-Hayatın başka alanlarından beslenmeyen kendini anneliğe adamış, hayatındaki diğer rolleri ve renkleri kaçıran, kadınlığını ikinci plana bırakmış anneler ortaya çıkabilir. Bu durumda çocukla kurulan bağımlı bir ilişki ortaya çıkar. Çocuk anneye olan bağımlılığı nedeniyle gelişip büyüyemez yani psikolojik olarak doğamaz. Kadın ise kendisini sadece anne olarak görür.

-Çocukların babalarıyla kuracağı ilişkinin de doğallığını etkileyebilir. Çocuklarını bir yanıyla kontrol edip, bir yanıyla sarıp sarmalarken babanın o ilişkiye dâhil olmasını engelleyebilir ya da babayı o ilişkide dışarıda bırakabilir.

-Çocuğun doğumuyla birlikte yeni kazanılmış olan annelik rolü, kadının hayatının önemli bir bölümünü kapsadığında karı-kocalık ilişkisi sekteye uğrayabilir. Oysa çocuğun sağlıklı olarak gelişebilmesinde anne babanın karı-kocalık ilişkisi ve bu ilişkiden alınan doyum da etkilidir.

Annelerden hayatlarında daha önce yaşamış oldukları tüm çatışmalardan kurtulması, ortaya çıkabilecek yeni acil durumlara yönelik doğru ve ustaca yanıtlar verebilmesi beklense de annelerin elinde tüm bunları sağlayacak sihirli değnekleri yoktur.

“Mutlu anne olabilmenin yolu nedir?” sorusunun yanıtı sadece annelikte bulunamaz. Anne olmak, bir kadının kendini tanımlayabileceği rollerden sadece biridir. Anne olma rolüne açılan yer büyüdükçe kadının hayatında, kendini tanımlayabileceği diğer rollerin (eş olmak, kadın olmak, çalışan olmak vb.) alanı kısıtlanır. Bir kadını en çok mutsuz edecek unsurlardan biri; daha çok anne daha az kadın olmasıdır. Kadının anneliğini gerçekleştirebilmesi, onun aynı zamanda hayattaki diğer alanlardan ne kadar beslendiği, çocuğundan beklentileri ve özellikle eşiyle ilişkisinden ne kadar doyum aldığı ile bağlantılıdır.

Mükemmel anne olmak imkânsızdır. Anne olmak benzersiz ve mutluluk verici bir duygudur. Ancak mutlu olmanın tek yolu annelikte aranmamalıdır. Annelik kadının hayatındaki rollerden yalnızca biridir. Ancak önemli bir roldür. Mutlu anne olmak, bir kadının sergilemiş olduğu annelikten memnun olup olmaması ile bağlantılıdır.

Annelikten temelde beklenenler;
-Çocuğunun kendi ihtiyaçlarını ve doğasını fark edebilmesi,
-Çocuğun gelişimine uygun destek verebilmesi,
-Şartsız kabul ve sevgi göstermesi,
-Çocuğunu bir birey olarak kabul etmesi,
-Çocuğunun “kendi oluşu” her ne olursa olsun, gözlerinde bir ışıltıyla çocuğuna bakabilmesidir.

Eğer bir kadın; tüm bunları yaparken çocuğun babasına o ilişkide yer verebiliyorsa, eşi de baba ve koca olarak o ilişkide kendisine bir yer talep ediyorsa, karı-koca ilişkisi doyumlu ve sağlıklı olarak devam edebiliyorsa “anne oluşu”ndan memnun olmalıdır.

Meltem CANVER
Uzm. Psikolojik Danışman

Hakkında Ömer Arslan

Türkçe Öğretmeni ve ayrıca kişisel gelişim aşığı. Amatör olarak fotoğraf çekmekten hoşlanır. - www.omerarslan.net

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top
Ö. Arslan