Pazartesi , 20 Kasım 2017

Kendini Fark Et, Mutlu Ol!

Kendini Fark Et, Mutlu Ol!

İdeal insanın peşinde koşuyoruz. Bize verilen ideal ölçülere uyamadığımızda ise yalpalıyor ve “kendimiz” olabilmeyi unutuyoruz. Dahası kendimizi görmezden geliyor, kaçırıyoruz. Bu da doğal olarak ruh sağlığımızı ciddi bir biçimde bozuyor.

Kişisel gelişim uzmanları ve psikiyatrlara göre, aslında ideal insan diye bir ütopya yok. Çünkü kişinin kendisinin farkına varabilmesi, iyi ve kötü yönleriyle kendini tanıması, kötü yanlarını törpülemesi ve sonuçta kendisiyle barışık olması, ideal olanı tanımlıyor.

Duygusal zekâ ve mutluluk “İnsanın kendisiyle barışık olması” üzerine çalışmalar yapan, Psikiyatr Dr.Nevzat Tarhan’a göre, insanın kendisiyle barışık olmasının ilk adımı, kendini fark etmekten geçiyor. Yani kişinin kendisini olumlu ve olumsuz yönleriyle tanıması, kendisiyle barışmasının olmazsa olmaz adımı; çünkü kişiliklerine ilişkin farkındalığı az olanlar, kendilerini kusursuz, yeterli görürken, doğal olarak güçlü ve zayıf yönlerinin farkında olamıyorlar. Kendisini tanıyanlar ise ruh hallerinin farkında oluyor ve neden, iyi ya da kötü davrandıklarını, nelere sıkıldıklarını ya da kendilerini neden güçsüz hissettiklerini çok iyi biliyorlar. Bu insanlar hayata olumlu bakıyor, sınırlarını ve güçlerini iyi biliyor, savunma mekanizmalarını çok verimli kullanıyorlar. Kendilerine ilişkin farkındalıkları zayıf kişilerse, sorunlar karşısında, daha çok başkalarını suçlamayı yeğliyor.

Mesela sorundan kaçma, duygularını bastırıp sorunu yok saymaya çalışma, olayları çarpıtıp sorumluluğunu kendi dışındaki kişi ve olaylara yöneltme gibi tavırlara giriyorlar. Psikiyatr Tarhan, özdenetim mekanizmasını, bir kişinin kendini tanıması aşamasında, kişinin güçlü olan ve gelişmesi gereken yanlarını listelemesi, olumlu yönlerini görerek, özgüven sahibi olması ve bu güvenin geribildirimi ile hareket ederek, kendini yönetebilmesi anlamına geldiğini belirtiyor ve şunları söylüyor: “Örneğin bir kişi, sevdiği bir kalemi kaybettiğinde iki gün üzülüyorsa, o kişinin duygusal becerisinin zayıf olduğu anlamını çıkarırız. Bir dönem, psikolojide “Duygularını serbest bırak, istediğin gibi yaşa, hoşlandığın şey iyidir, hoşlanmadığın şey kötüdür, zincirleri kır, duvarları yık, özgür yaşa!” gibi süslü sözler çok itibar kazanmıştı. Çağa hâkim olan görüş; kişinin duygularını serbest bırakmasını öğütlüyordu. Bunun sonucunda bencil, kendini beğenmiş, tüketici genç tipi ortaya çıktı. Sorumluluk istemeyen, zevki kutsallaştırmış bu insan tiplemesine çözüm olarak, duyguları dengeleme yöntemi gerekliydi. Duyguların özgür olmasından önemlisi, duygulardan özgür olmaktı. Çünkü insanda kötülük yapmaya da müsait bir genetik altyapı var. O nedenle insanın duygularının denetimine girmesi değil, duygularını denetim altına alması gerekiyor. Vahşi güdü ve dürtülerini, bir atı ıslah eder gibi eğitmeliydi. Kişisel gelişimde; kişiliğin yönetilmesi, dengeli tutum ve davranışlar büyük önem taşıyor. Ancak duyguların kontrolünde de denge gerekli. Fazla bastırılmış duygular kişiyi depresif yaparken, denetlenmeyip kontrolden çıkan duygular, hem kişilikte hem çevreyle ilişkide hasar oluşturur. İnsanın her zaman mutlu olmasını beklemek mümkün değil; bu, doğru da değil zaten.”

Kendine güven duymak İnsanın kendisiyle barışık olmasının önemli bir adımı da kendine güven duymaktan geçiyor. Bir insanın kendine güven duyabilmesi için, öncelikle kendisine ve hayata olumlu bir bakış ile bakabilmesi gerekiyor. Geçmişe, bugüne ve geleceğe olumlu bakan insanlar, hem iyi hem yanlış şeyleri aynı anda görüyor. Çünkü insanın doğasında önce olumuz şeyleri görme eğilimi var. Kendilerini eğiten insanlar, hayatı aydınlık senaryolarla değerlendirebiliyor. Kişinin kendisini güvende hissetmenin gereklerinden biri de, o kişinin güvenmesi gereken insanların güvenilir olmasından geçiyor.

Psikiyatr Tarhan, “Güven bunalımı çeken insanlara önerdiğimiz birinci şey; ilişkilerinde açık, net ve dürüst olmaları. Şaka bile olsa yalan söylememeleri. Dikkat edilecek diğer bir husus da insanlarda korku duygusunu arttıran şartların ortadan kaldırılması. Kendisini yalnız hisseden insan, kolaylıkla güvensizlik duygusuna da kapılabilir” diyor.

Kendisiyle barışık insanların portresi Psikiyatr Dr. Özkan Pektaş, kendisiyle barışık insanın dışa vuran özelliklerini şöyle tanımlıyor: “Özellikle duygulanımlarını dengeleyen, tepkilerini kontrol edebilen, mümkün olduğunca, nerede, ne şekilde davranacağını iyi planlayan, mutlu, huzurlu ve insanların huzurunu kaçırmayan, sorunlara takılıp kalmayan, aksine çözüm üretmeye çabalayan, mutlu oldukları dışarıdan belli olan insanlar, kendileriyle barışık oluyor.

Füsun SAKA

Hakkında Ömer Arslan

Türkçe Öğretmeni ve ayrıca kişisel gelişim aşığı. Amatör olarak fotoğraf çekmekten hoşlanır. - www.omerarslan.net

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top
Ö. Arslan