Kaktüs Yaşamlar

Kaktüs Yaşamlar

Kaktüs bitkisini her biriniz bilirsiniz şu kalça düşmanı bitki… Yani western filmlerinde, komik Meksika filmlerinde ve çizgi filmlerde çöl sahnelerinde beliren ve sanatçıların komik şekilde üstüne düştükleri düşer düşmez de soluğu dünyanın öbür ucunda aldıkları bitki. Kaktüs bitkisi son derece esrarengiz yaratılışta bir bitki… Dışarıdan her ne kadar da sert ve haşin gözükse de içerisinde susuzluktan ölmek üzere olanlara hayat kaynağı barındıran, çöl hayvanlarına barınak ve gölgelik yapan hülasa sarının tek yeşili olan merhametli uysal bitki.

Kaktüs yaşamlar demekle neyi kastettim, kaktüs bitkisinin neyinden esinlendim? Çölde bir hayat yaşamadım tabii ki gördüklerimiz sizin gibi belgeseller ve film sahnelerindeki karelerden oluşuyor fakat kendi dünyamızda da bir şeylerin değiştiğini görmemek için de kör olmak gerekir.

Kaktüs yaşam. Çölleşen ortam ve bu ortamda var olma mücadelesi burada kastedilen yaşam tarzı bu. Çevremize kurduğumuz dikenli teller, İnsan ilişkilerinde azalma ve birbirimizden uzaklaşma, Kendi kendine yetme çabası, birikim toplama ve zenginleşme, yardımlaşmadaki umarsızlık yani kısaca tek başına bir yaşam tarzını seçme…herkes birbirine dikenlerini çıkarmış ve bana dokunmayın havasında.dokunursanız çok kötü olur mesajı vermekle meşgul birbirlerine…kalın kabuklar içerisinde uysal ve içten yaşam. Her ailede az çok mutlu aile sıcaklığı var tabii ki… Eğer kabuğu kırabilirseniz siz de uysal ve merhametli aileyle tanışabilirsiniz. Fakat izinsiz yaklaşırsanız başınıza gelebileceklerden siz sorumlusunuz.

Bugün herkesin birbiriyle kucaklaşabildiği birbirinden haberdar olabildiği dertlerine sevinçlerine ortak olabildiği sarmaşık bitkisi hayatından adım adım uzaklaşıyoruz onun yerine birbirinden gittikçe uzaklaşan içi sevgi ve merhamet dolu dışı kalın dikenli kabuklar içine hapsolunmuş gizli kamera alarm vs ile korunan kaktüs yaşamlara geçmeye başlamışız. Korkuyoruz birbirimize selam vermeye! Korkuyoruz sıcak ve merhametli yüzümüzü göstermeye! Bizi ilk gören dikenlerimi görüyor bize ilk el veren acı çekiyor sıkılıyor utanıyor. Ve gittikçe birbirimizden uzaklaşıyoruz!

Arada bir çölden gelen susuzlara yardım etmekten, gölgelik etmekten başka ne işe yarıyoruz? Zorla kabuklarımızı kesen insanlar olmasa yardımlaşmayı hepten unutacağız. Biri bizim kapımızı acıyla çalmasa “komşu yardımcı olur musun?” demese suyumuzu hep kendimize saklayacağız… Çok acı bir tecrübe yaşamasak tamamen iletişimi keseceğiz birbirimizden…

Üstümüze tüneyen susuz kuşların tırtıklamasıyla suyumuzu sızdırması ne işe yarayacak? Yardımlaşmak için illa birisinin bizi uyarması ya da yüzsüz olması mı gerekir?

O yüzden…

Kendi kaktüsümüzü kurarken lütfen biraz daha düşünelim. Tek başına ölüp üç gün sonrasında cesedinden çıkan ölüm kokusuyla bulunan kaktüsüne ayrıca duvar ören insanlar gibi olmamak için…

Ümmühan YAŞAR
Rehber Öğretmen – Psikolojik Danışman

Hakkında Ömer Arslan

Türkçe Öğretmeni ve ayrıca kişisel gelişim aşığı. Amatör olarak fotoğraf çekmekten hoşlanır. - www.omerarslan.net

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top
Ö. Arslan