Hep O Martı

Hep O Martı

Yaşamımdaki seçimlerime yardım eden, yön gösterenlerden biri, bir martı oldu. Tıpkı fotograftakine benzeyen, gri ve bej rengi benekli, bir çaresiz martı, bana umudu, hem de her koşulda umudu öğretti.

Bu olayı her anlattığımda sevinçten ağlıyorum, şimdi de klavyenin harfleri titreşiyor önümde.

1997 yılıydı, büyük olasılıkla Temmuz, belki de Ağustos ayı.

Reiki öğretmenim o sabah inmişti uçaktan. Yurtdışından gelmişti, bende kalıyordu, bildiklerini öğretmeye gelmişti. Yorgundu, ama sabahın yedisinde köpeğim Peanut’ı birlikte gezdirme isteğimi kırmadı.

Evden çıktık, daha bir kaç dakika yürümüştük ki, bir adamla karşılaştık, elinde iki kanadını ayırırak , sanki uçurtma gibi tuttuğu bir kuş vardı. Yaklaştık. Gözlerime inanamadım. Adam, “Otoparka düşmüş, aldım yola çıktım, ne yapacağımı bilemedim” diyordu. Üzülmüştü. Martı, bir balıkçının misinasına dolanmıştı, gagası sımsıkı kapanmıştı. Açması mümkün olmadığı gibi, misina düğümler oluşturmuş, gagasındaki deliğe bir kanca saplanmıştı, bir başka kanca ise göz pınarına girmişti. Göz iyi durumdaydı.

Sabahın erken saatinde veteriner bulamazdık. Martı çaresizdi, yorgundu, açtı. Soğumaya başlamıştı, biraz. Kendisini bize bıraktı. Bir yandan öğretmenim enerji verirken, koşup getirilen kesici bir pense ile başladım tek tek bütün saplanmış kancaları çıkarmaya. Önce göz pınarındakini aldım, sonra gagasıni kilitleyeni. Bütün misinayı keserek çözdük, çıkarttık. Rahatladı tatlı kuş. Gagasına ufak bir dal tutturduk ki, biraz daha Reiki verebilelim. Beş-on dakika sonra elerimizin içinde kıpırdanması artınca, onu özgür bırakmaya karar verdik. Önce dalı çıkardık, sonra duvarını kullandığımız bahçeye doğru onu serbest bıraktık. Martı uçtu, hemen kondu ve bize baktı. Bir kaç saniye, şükranla baktı, sonra o kocaman, gri benekli kanatlarını açtı, yükseldi ve ikinci yaşamına uçtu.

Martının topraktan ayrıldığı an ile gözden kayboluşu arasında, koşulsuz umudu öğrendim. Mutluluğun ne olduğunu, ikinci yaşamıma nasıl devam edeceğimi, sevginin en umulmadık yerde bulunabileceğini öğrendim. Kapıcının yüreğinin yumuşaklığını, bir kuşa yardım etmek için kaç kişinin çırpınabileceğini, yardım almaya açık olabileceğimi, insanlara güvenebileceğimi öğrendim.
Sevinçten ağlıyorum.

Saygılarımla,
Gülcan ARPACIOĞLU – ntvmsnbc.com

Hakkında Ömer Arslan

Türkçe Öğretmeni ve ayrıca kişisel gelişim aşığı. Amatör olarak fotoğraf çekmekten hoşlanır. - www.omerarslan.net

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top
Ö. Arslan