Çarşamba , 20 Mart 2019

Hayat Bir Gizemdir

Hayat Bir Gizemdir

Kişinin her zaman doğru yolda gideceğinin garantisi yoktur.

Birçok kere birçok şey insanları yanlış yola yönlendirir. Çünkü doğru kapıya gelmek için birçok kere yanlış kapı çalınır. Hayat böyle… Eğer ilk seferde doğru kapıya rastlanılırsa onun doğru olduğu anlaşılamaz. Her yer, her şey kırmızı olsa başka hiçbir renk olmasa kırmızının ne olduğunu kimse bilemezdi. O yüzden son tahlilde hiçbir çaba boşuna değildir.

Her çaba kişinin gelişiminin doruk noktasına ulaşmasına katkı yapar. İnsan asla kararsız olmamalı. Yanlış yola sapmak endişe yaratmamalı. İşte bu önemli bir sorundur. İnsanlara asla yanlış bir şey yapmamaları öğretiliyor.

Onlar yanlış bir şey yapmaktan o kadar korkuyorlar ki, hiç bir şey yapmıyorlar, hareket kabiliyetini yitiriyorlar. Mümkün olduğu kadar hata yapın. Ama bir şeyi unutmayın. Aynı hatayı tekrarlamayın. O zaman gelişirsiniz. Yoldan sapabilmek özgürlüğünüzün bir parçasıdır. Bu doğru, bu yanlış diye bir şey yok. Hayat o kadar kesin değil, onu bu kadar kolay etiketleyip sınıflandıramayız. Hayat her şişenin etiketli olduğu ve neyin ne olduğu bilinen bir eczane değildir. Hayat bir gizemdir, her an tetikte olunmalıdır. Neyin doğru neyin yanlış olduğu hakkında önceden hazırlanmış yanıtlara güvenilemez. Hayat çok hızlı ilerler dinamiktir, iki an asla birbiri ile aynı değildir, o yüzden bu anda doğru olan bir şey, bir sonraki anda doğru olmayabilir. Bu değişen hayata nasıl tepki verileceğine kişi o anda karar vermelidir.

Bir Zen Hikâyesi
Birbirine rakip iki tapınak vardı. Bu tapınakların ustaları, müritlerinden diğer tapınağa bakmamalarını istiyorlardı. Bu iki rahibin de birer çocuk hizmetçisi vardı. İlk tapınağın rahibi, hizmetçisine:

”Diğerinin hizmetçisi ile sakın konuşma, o insanlar tehlikeli.” dedi. Ama çocuklar çocuktur. Yolda karşılaşmışlar ve ilk tapınağın hizmetçisi sormuş:

“Nereye gidiyorsun?” Diğeri yanıtlamış:

”Rüzgâr beni nereye götürürse…” Tapınakta söylenen Zen hikâyelerini dinlemiş olmalı. Harika bir cümle! Saf Tao. Ancak ilk çocuk çok utanmış, bozulmuş ve verecek bir yanıt bulamamıştı. Öfkelenmişti suçluluk duygusu içindeydi:

”Ustam, bu insanlarla konuşmamamı söylemişti. Bu insanlar gerçekten tehlikeli. Bu ne biçim bir yanıt? Beni aşağıladı.’‘ Olanları ustasına anlatmış, konuştuğu için özürler dilemiş: “Haklıymışsınız, o insanlar gerçekten garip, onun tıpkı benim gibi pazara gittiğini biliyordum, ama bana verdiği cevaba bakın.” dedi. Usta konuşmuş:

”Seni uyarmıştım, ama dinlemedin. Şimdi bak, yarın aynı yerde dur. O geldiği zaman ”Nereye gidiyorsun?” diye sor aynı cevabı verecektir. O zaman senin de bir az daha felsefi olman gerekir. Yani, ”Ayakların yok mu?” dersin. Çünkü ruh bedensizdir ve rüzgâr ruhu hiç bir yere götüremez. Buna ne dersin?” demiş. Çocuk tamamen hazır olmak istiyordu. Bütün gece mizanseni kafasında tekrarladı. Ertesi sabah erkenden oraya gitti ve beklemeye başladı. Diğer çocuk tam vaktinde geldi. Çok mutluydu. Şimdi ona gerçek felsefenin ne olduğunu gösterecekti:

”Nereye gidiyorsun?” diye sordu ve bekledi. Ancak diğer oğlan, ”Pazardan taze sebze alacağım.” dedi. Şimdi öğrendiği o felsefeyi ne yapacaktı?

Hayat böyledir. Onun için hazırlık yapamazsın. Onu hazır bir şekilde bekleyemezsin. Güzelliği bu, anlamı bu. Her zaman şaşırtır ve sürprizlerle gelir. Her anın sürprizlerle dolu olduğunu ve önceden hazırlanan hiçbir yanıtın uygulanabilir olmadığını görürsün, eğer gözlerin varsa.

OSHO

Hakkında Ömer Arslan

Türkçe Öğretmeni ve ayrıca kişisel gelişim aşığı. Amatör olarak fotoğraf çekmekten hoşlanır. - www.omerarslan.net

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top
Ö. Arslan