Elde Var Hayat

Hayat bize bir kereye mahsus sunulmuş ve hızlı tükenen bir şeyken bir sürü gereksizliklere bu zamanı heba ediyoruz. Oysa her anın kıymetini bilmek gerekir.

Bu yazıyı bana yazdıran bir dizi oldu. İsmi “Elde Var Hayat”. Dizinin sezon finaliydi ve başroldeki kahramanın başına umulmadık bir şey geliyor. Herkes ondan mükemmel olmasını beklemektedir. Bir şeyler yapmalı ve herkesi mutlu etmeli. Nitekim kahramanın bozulan sağlığını kimse göremedi ve beyin kanamasıyla sonuçlanan bir final oldu. Bu defa da yapılan davranışların yerini pişmanlıklar aldı.

Peki, hayatın bu kadar kısa olduğunu bildiğimiz halde neden hep kendi penceremizden bakıyoruz? Biraz empati, biraz hoşgörü, biraz affedicilik neden benliklerimizde eksik kalıyor? Hata yaptığımızın farkına varmak için ille de kötü bir şey mi olmak zorunda? Sorular böyle uzar gider. İşin esası her gün yastığa başımızı koyduğumuzda o günümüzü kısa bir süre teraziye sokmalıyız. Doğrularımızı yanlışlarımızı düşünmeliyiz. Hayat kısa. Yarın yastığımızdan tekrar uyanacağımızın garantisi yokken yanlışların telafisini mümkün olduğunca ertelemeyelim. Bazen hoyratça tükettiklerimizi geri kazanmaya fırsat bulamayız. Muhteşem bir aşkımız olabilir, kopmaz güvenilir dostluklarımız olabilir ve imrenilecek aile bağlarımız olabilir. Peki, hoşgörü, empati ve affedicilik kalplerimizden eksikse hangi birini yanımızda tutabiliriz?

Çoğu zaman sinirimize yenik düşüyoruz ve sonucunu hesaplamadan hoyratça karşımızdakini kırabiliyoruz. Bir gün gelip de o kırılan kalpten özür dileyemeyeceğimizi anladığımızda ise bizim için çok geç olmuş demektir. Karşımızdaki kişiyi dinlemek ve onu anlamaya çalışmak o kadar da zor değil. Veya biraz sinirimize hâkim olarak birilerini kırmamak…

Evet elde var hayat. Onu nasıl yaşayacağımızsa bizim seçimlerimizden ibaret. Gereksiz karamsarlıklara, öfkelere kapılarak güzel bir yaşam sürdüğümüzü iddia edemeyiz. Bir sabah uyanırız ki yanımızda ne o bizi çok seven insan kalmış ne de ailemiz, dostlarımız…

İnsanlar bizim aynamızdır. Kendimize nasıl davranılmasını arzu ediyorsak biz de insanlara aynı şekilde davranmalıyız. Bir kişi konuşuyorsa onun penceresinden de bakmayı denemek bize bir şey kaybettirmez. Aksi halde önyargıya varan bir düşünceyle karşımızdakini yargılamış olabiliriz.

Hadi ne duruyorsunuz? Yarını mı bekliyorsunuz? Kırdığınız o sevdiklerinize bir mesajla dahi olsa güzel bir söz yollayın ya da telefon açın söyleyin. Sizin kırgınlığınız varsa da konuşun. Konuşmak doğada bizlere bahşedilmiş bir güzellik. Unutmayın yarın çok geç olabilir.

Ömer ARSLAN
08.06.2011

Hakkında Ömer Arslan

Türkçe Öğretmeni ve ayrıca kişisel gelişim aşığı. Amatör olarak fotoğraf çekmekten hoşlanır. - www.omerarslan.net

Bir yorum

  1. kardeşim dizi cıktığı günden beri atlmalı da olsa takip ediyorumm ama finalini senin klaeminden öğrenmek başka güzel.hele böyle bir yazıyla…
    yüreğine sağlık.bu arada site de güzel olmuş eline sağlık:))

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top
Ö. Arslan