Pazartesi , 20 Kasım 2017

Çocuğun En İyi Rehberi Aile

Çocuğun En İyi Rehberi Aile

Hayata pozitif bakış açımız, bebeğimizin yaşamına olumlu başlaması ve sağlam bir kişilik geliştirmesi için ilk ve en önemli koşuldur. Tabii, bunun dışında daha birçok faktör kişiliğin temel yapı taşlarını oluşturur. Çocuğumuzun kişilik özelliklerinin aslında o daha dünyaya gelmeden şekillenmeye başladığını söyleyen Uzman Psikolog Özlem Özden Tunca, anne – babalara bu konuda önemli ipuçları verdi.

Her Şeyin Başı Sevgi
Gelişimin tüm yüzlerinin en hızlı olduğu okul öncesi dönemde çocuğumuz için yarattığımız güven ortamı, onunla olumlu iletişimimiz ve koşulsuz sevgimiz çok önemlidir. Çocuklarımızın öncelikle 0-2 yaş döneminde tüm ihtiyaçlarını hemen ve en uygun şekilde karşılamamızla oluşur temel güven duygusu. Bebeğimiz ağladığında onu hemen kucağa almanın, çocukta şımarmaya yol açtığını söyleyen aile büyüklerinin sözlerine uyup, bebek susana kadar ağlaması için yatağında tek başına bırakıyorsak bebek hayatında ilk önce en yakınlarına güvenmemeyi öğrenecektir.

Altını kirlettiğinde, acıktığında, hastalandığında ihtiyacını anlamayan ve zamanında bu ihtiyacını gidermeyen bir ebeveyni varsa güvensizliği pekişecektir. Ya da bu ihtiyaçları giderilirken, olumsuz bir yüz ifadesi, olumsuz bir ses tonu ve çocuğu sert bir şekilde kavrayış, çocuğun öfkeli, sabırsız ve kontrolsüz bir kişilik geliştirmesine zemin hazırlayacaktır.

Çocuğa Olumsuz Yakıştırmalarda Bulunmayın
2 yaşa doğru artık çocuğun sosyalleşme ve buna paralel olarak kendini ayrı bir birey olarak ortaya koyma çabası ortaya çıkar. Bu çabayla birlikte çocukta bazı olumsuz davranışlar görülmeye başlar. İnatlaşmalar, tutturmalar, fiziksel zarar vermeler, sebepsiz yere ağlamalar ve tutarsız davranışlar, ebeveynin çocuğa hemen müdahale etmesine ve çocuğun bu davranışlarını düzeltmeye çalışmasına sebep olur.

Çocuğa karşı kullanılan tüm olumsuz sıfatlar ve tanımlamalar, zamanla çocuğun bu olumsuz tanımlamalara uygun davranmasına ve dolayısıyla buna paralel bir kişilik geliştirmesine neden olur. Daha da kötüsü çocuk, kendine atfedilen bu yakıştırmaları ne kadar çok duyarsa duyduklarına uygun davranma sıklığı da o kadar artar.

Bir çocuk çevresinden sürekli, “Babası gibi inatçı”, “Dayısı gibi kavgacı”, “Kardeşinden daha huysuz” gibi kendisiyle ilgili söylenen sözleri çok sık duyuyorsa işte o zaman genetik özellikleri sanki kişilik özelliklerini belirliyor diye düşünürüz. Oysa bu sözlerimiz çocuğu gerçekten o kişiler gibi yapar. Örneğin; “Peyniri hiç sevmez”, “Bir yemeği iki saatte bitiremez”, “Yemek saatleri bizim için eziyet olur” gibi sözleri duyuyorsa muhtemelen çocuk, yemekle sorunu olan bir birey özelliği taşıyacaktır.

Çocuklar “Söylediklerimizi” Değil “Yaptıklarımızı” Yaparlar
Çocukların en önemli ve etkili öğrenme yolları, öncelikle anne – babalarını izlemek ve onların yaptıklarını taklit etmektir. Çocuklarımızın olumlu davranış özelliklerini geliştirmelerini istiyorsak sadece onlara doğru model olmak yeterlidir. Muhakeme yeteneği dediğimiz; iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı, ahlakı, erdemi ve buna benzer soyut kavramları anlama ve algılama 10-11 yaşlarından itibaren anlam bulmaya başlar.

Bu yaşlardan önce çocuklarımıza anlatarak ve okuyarak; görgü kurallarını, ahlak kurallarını, din kurallarını vb. gibi konuları öğretemeyiz. Hatta empoze etmeye kalkışırsak ve bunu çocuk hissederse dirençle karşılaşmamız ve bu sebeple çocuğun tersine davranış geliştirmesine zemin hazırlamamız olasıdır. Çocuklarımız söylediklerimizi değil, yaptıklarımızı yaparlar. Olumlu bir davranışı yerleştirmenin ve çocuğun kişiliğine içselleştirmenin aslında en basit yolu budur.

Eğer sürekli çocuğa; her büyüğünü gördüğünde elini öpmesini, selam vermesini, teşekkür etmesini söylüyorsak, her yemek öncesi elini yıkamasının faydaları üzerinde duruyor ve sürekli hatırlatıyorsak, gündelik hayatta zaten ihtiyacı gereği yapması gerekli etkinliklerin başarılması halinde bir ödüle, yapmaması halinde bir cezaya maruz kalacağı şartını ortaya koyuyorsak yani sevgimizi ve davranış şeklimizi şartlara bağlıyorsak çocuk, kendine özgü bir kişilik geliştiremeyecektir. Sürekli kendisine yapması gerekenleri hatırlatan bir yetişkin güdümüne ihtiyaç duyacağı için oto kontrolü zayıf bir birey olabileceği gibi, tersine karşısındakiyle sürekli bir mücadele içinde olması gerektiğini düşünen, gereksiz muhalif davranışlar içinde bulunan uyum sıkıntısı yaşayan bir birey de olabilecektir.

Hürriyet

 

Hakkında Ömer Arslan

Türkçe Öğretmeni ve ayrıca kişisel gelişim aşığı. Amatör olarak fotoğraf çekmekten hoşlanır. - www.omerarslan.net

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top
Ö. Arslan